Belki Başarının Sırrı Budur
Bugün internette gezinirken oldukça güzel bir hikaye okudum ve bu hikayeyi sizlerle de paylaşmak istedim;
Profesör elinde bir Fare ve kutu ile salona girdi. Öğrencilerin şaşkın bakışları arasında fareyi kutunun içine koydu ve kutuyu kapattı. Salona dönerek: “Bu kutuya iki gün kimse dokunmasın!” dedi ve salondan çıkıp gitti.
Salondaki öğrenciler olaya bir anlam verememişlerdi. Ne olacağını merak ederek iki gün beklediler.
İki gün sonunda profesör salona girdi ve kutuya yaklaşarak açtı. Kutunun içindeki fare ölmüştü. Sınıfa dönerek farenin neden ölmüş olabileceğini sordu.
- Havasızlıktan…
- Açlıktan…
- Susuzluktan...
Her öğrenci olabilecek ihtimalleri saymıştı. Profesör kutuyu havaya kaldırıp içini öğrencilere gösterdi. Kutunun her tarafı kemirilmişti, her tarafı yıpranmıştı.
- Belli ki, Fare çıkmak için çok mücadele etmiş! Bunu kutuya bakınca anlıyoruz... Şu var ki, fareyi sizin dediğiniz gibi ne havasızlık, ne açlık, ne de susuzluk öldürdü! Fareyi asıl ODAKLANMAMAK ÖLDÜRDÜ!...
- Fare kutunun her yerini parçalayıp çıkacağına sadece bir köşesine odaklanıp o köşeyi parçalasaydı ve bunda da kararlı olsaydı çıkıp kurtulacaktı.
Hayatta zaman zaman bu tuzağa düşeriz. “O mu, bu mu?” derken bizim için en kıymetli varlık olan zamanı tüketmiş buluruz kendimizi. Hedeflerimizi çok iyi belirlemeliyiz. Ve hedeflerimize ertelemeden, çok da iyi odaklanmalıyız...
Hayat tahmininizden kısa olabilir! Odaklanmadığınız zamana çok üzülebilirsiniz!!!
Biz girişimcilerin ortak problemi bu olsa gerek. Her geçen gün; misyonumuz ve vizyonumuz gelişirken ufkumuzda aynı oranda açılıyor. Aslında bu kutu içinde çıkmaya çalışan fare gibi; ben de birçok alana saldırıp, birçok yerde şansımı deniyorum. Galiba bir noktaya odaklanmanın zamanı geldi. Bir abimiz hep bana şunu der: "Ramazan, hayat bir maça benzer. Sen korner kullanıyorsun ve kafa ile gol atacağım diyorsun. Bütün alanlarda tek başına başarılı olamazsın". Bu abimizin doğru dediğinin farkındayım ama golü nasıl atacağımıza yönelik bir çözüm bulamıyordum. Şimdi artık korner kullanmaktansa, kısa bir süreliğine de olsa ortayı bekleyip uygun zamanda gol atmaya çalışacağım. Ümit ediyorum ki bu şekilde daha başarılı olacağım. Kim bilir, belki de başarının sırrı budur!
Şuana kadar 16418 defa okundu.
Sosyal Medya Vaktimizi Çalmaz!
Biraz iddialı bir başlık olduğunun farkındayım, ama günümüz teknolojisini ve sosyal medya paylaşımlar sayesinde her geçen gün bir yandan genel kültürümüz artmakta, bir yandan da hayatımızın yönü değişmekte. Sosyal medyaya girmemek için o kadar çaba sarf etmeme rağmen yenik düşüp önce facebook sonra friendfeed şu sıralar g+ ile hayatımı doldurdum. Şuana kadar hep sosyal medya vakit kaybı derdim. İyi hoş bir şeyler öğreniyoruz ama kendimiz araştırsak daha kısa sürede daha çok şey öğrenebiliriz diyordum. Ama aslında paylaşımlar arasında belki değersiz gibi görünen fakat hayat kurtaran paylaşımları görünce vay be deyip, iyi ki sosyal medyadayım diyebildim. Diyebildim çünkü;
Babamın kalp ve hiper tansiyon hastalığı var. Çarşamba günü Yüksek İhtisas Hastanesi'nde kontrol amaçlı anjio yapıldı ve ana damarlarından birisi %95 kapalıydı. Stend takılması gerekiyordu fakat o hastanenin doktorlarına güven problemi yaşadı, sebebini anlatmayacağım burada. Sonuç olarak Gaziantep Tıp Araştırma ve Uygulama Hastanesi'nde bulunan Prof. Mehmet Aksoy hocamız ile görüştük ve kendisi de Gaziantep'e gelmemizi istedi. Gece 12 gibi çıktık yola ve babamı Gaziantep'e götürdük. Gaziantep'te kendisi rahatsızlık geçirince aklıma o an tek gelen facebookta gördüğüm aşağıdaki video geldi. Ve bu videoda anlatılanları uyguladıktan sonra epey rahatladı ve bana "Beni o rahatlattı" dedi. Kendisi şuan çok iyi; bu videoyu sizin de izlemeniz gerektiğini düşündüm;
Kalp krizinde yapmanız gereken...
Herkese sağlıklı ve mutlu bir hayat dileklerimle.
Şuana kadar 1639 defa okundu.
Bazen Kaybetmek En Doğru Seçimdir
Her bireyin bazen yaptığı seçimler tartışılıp durur. Sen doğru bildiğini yapmışsındır ama yanlış yaptığını savunan kişiler oluyor. Ki bu seçim iki kişi arasında yapılmışsa iş daha da ilginç oluyor. İki kişi de aklından geçen "ben mi?" sorusu olduğuna eminim. Seçimde elenen "Ben mi elendim? O kim ki, kaç gündür tanışıyor onunla" derken, diğer kişi "Beni niye seçti ya? Onunla o kadar arkadaşlığı varken niye ben" der. Aslında iki tarafta anlamaz veya anlamak istemez. Ki kimseyi de suçlamamak gerekiyor bu konuda. Can Dündar'dan bir yazı ile anlamalarına kolaylık sağlayalım.
İngiliz kralı VII Edward sevdiği kadın için tahtını terk ettiğinde, kimse bu tercihe anlam verememişti. Çünkü "geçer akçe" olan tahtı ve bir kadın için koca imparatorluğun nimetlerini tepmek akıl dışı sayılıyordu. Birisini her şeyden vazgeçebilecek kadar çok sevmenin, insanin başına hiçbir tacın sağlayamayacağı türden bir asalet halkası takacağını düşünemediler. İngilizler, tahtsız kralın ardından dövüne dursun tahtsız kral da sevgisiz İngilizlerin haline acıdı durdu hayatı boyunca...
Bir kez daha yazmıştım. "her seçim bir kaybediştir." diye, her tercih bir vazgeçiştir çünkü... Ama yaşam vazgeçtiğiniz şeye karşı ipucu vermez. Geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur. Bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır. Ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir. Ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. Çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz insanla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir.
Hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz. Her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen KAYBETMEK en doğru seçimdir.... Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir...
CAN DÜNDAR
Seçimlerimde ben kendi adıma pişman olmadım ve bir çok seçimi de doğru zamanda yaptım. Yaptığınız seçimlerde pişman olmamanız dileğiyle. Bir sonraki yazımda görüşürüz
Şuana kadar 8388 defa okundu.
Hatalarım ve Ben
Herkes hayatında hatalar yapar ve bu hataların bedelini öder. Önemli olan hatalardan ders almak, hataları tekrarlamamak ve yapılan hataların arkasında durmaktır. Son 1 ayda yaptığım hatalara bakınca bir nevi hatalar zinciri mevcut hayatımda ve bu hatalardan yola çıkarak kulağıma küpe olacak nasihatler;
- Asla kendine kız kanka yapma. Sonucunda katlanılmayacak ve çekilmeyecek olaylar yaşıyorsun ve yaşatıyorsun.
- Asla bir bayana başkasının dediğini, delilik edip iyi niyetli bile olsan kendin dile getirme. Örneğin bir arkadaşın, bir kız hakkında bakımsız deyip dalga mı geçiyor. Gidip laf söylenen kıza konu açılınca bakımlı ol deme. Başkasının düşüncelerini söylerken sanki sen öyle düşünüyormuşsun gibi konuşma. Her ne kadar sen iyi niyetli olsan, o kişinin arkasından konuşmaları kesmeye çalışmak için söylemiş olsan da amaç korumak iken; karşı tarafa bu şekilde görünmüyor ve istenmeyen şeylere sebep oluyor.
- Kimseyi şımartma ve kimsenin haddini aşmasına izin verme. Hayatına yapılan müdahalelere izin verme ve müdahale eden kişiler ile arkadaşlığını gözden geçir. Ve kendine şu soruyu sormayı unutma; "bu haddini bilmezliğin sebebi ne?". Muhtemelen çok yüz verdiğin için ve kanka olduğun içindir. Bu durumda 1. maddeyi unutma.
- Bir gün tekrardan seçim yapmak zorunda kalırsan, seçim yaptırmak isteyen kişiyi 3. maddeden dolayı yine baştan ele. Diğer kişi seni yanlış tanıyorsa o zaman onu da ele gitsin. Uğraşma sonucunda bir şey elde edemeyeceksin. Bırak seni kaybeden(ler) düşünsün. Ha bu arada! İlk başta seni seçim yapmaya zorlayan kişi, etrafındaki kişilere diğer kişi hakkında saçma sapan veya aslı olmayan bazı şeyler söyleyecektir. Bunda amaç karşı tarafı kötülerken, etrafındaki kişileri yanında tutmaya çalışmaktır. Sana senin iyiliğin için yaptım diyecektir. Kendini haklı çıkarmaya çalışacaktır. Bunu unutma.
- Kendine yakışmayan davranışlar sergileme, senin için "yazık", "dağıttı" kelimesini kullandırma. İnat edip kendini küçük düşürme.
- Kimse için saçma sapan hareketler yapma. Uğruna saçmalıklar yaptığın / yapacağın kişi emin ol seni hak etmiyor. Sen soğukta otururken, o sıcak yatağında keyfine bakıyor. Aslı olmayan bahaneler söyleniyor ve söyletiliyor. Soğuk almışsın, hasta olmuşsun kime ne. Sonuç olarak 5. madde ortaya çıkıyor.
- Her şey de azimli olma, azmini sadece işlerinde kullan.
- Sosyal olmayı başaramıyorsun kabullen. Sosyal olmaya başladın problem yaşadın. Devam ettin başına dert aldın. Üstelik bir de beceremediğim halde "sosyal olmam" bahane oldu :] Otur evinde çayını demle, aç televizyonu veya bilgisayarını uzat ayaklarını oh mis. Bundan iyi bir keyif mi var. Özlemişim bir kaç ay önceki halimi :]
- Her şeyi tek başına aşabileceğini unutma.
- Son olarak kaybedebileceğini bil ve kaybetmemek için çaba sarf et.
Son 1 ayda yaptığım ve uzun süre yapmayacağım hatalar bu kadar :] Bu yazımda biraz itirafta bulundum, biraz yaptığım hataları görmeye çalıştım ve birazda ispiyonculuk yaptım.
Şuana kadar 893 defa okundu.
Eski dost düşman olmaz (!)
Bir gün bir yılanla bir adam dost olmuşlar. Yılan adamın her gelip çağırdığında deliğinden çıkıp adama bir altın verirmiş. Bir gün adam hastalanıp yatağa düşmüş. Oğlunu çağırıp "git falanca dağın eteğine orada bir delik var o deliğe seslen, bir yılan çıkar o yılana selamımı söyle sana bir altın verir o altını al getir tabip çağıralım" der. Oğlu babasının tarif ettiği yere gider tarif edildiği şekilde yılanı çağırır. Karşısına oldukça iri bir yılan çıkınca birden korkup paniğe kapılır yerden büyük bir taş alıp fırlatır. Taş yılanın kuyruğunu koparır. Yılan acıyla oğlanı ısırır ve öldürür.
Aradan zaman geçer adam yılanın bulunduğu deliğe gelip çağırır. Yılan çıkıp bakar ki altın verdiği, oğlu ölen adam karşısında yine ondan altın istemeye gelmiş ve dost olmak istediğini söylüyor. Yılan karşısına dikilip.
-Ey insan oğlu, dost olalım diyorsun. Bende bu kuyruk acısı sende de ciğer acısı varken asla dost olmayız. Der…
Eski dosttan düşman olur mu?
Aslında eski dosttan ne köy olur ne kasaba. Bir yol olsaydı eskimezdi zaten. Eski dost dedikten sonra zaten pek konuşacak bir şey kalmamıştır. Özlemek, araya başkalarını sokmak, bir şekilde ortak arkadaşlardan takip etmek ve özür dilemek hepsi boş. Her hata özür dilemek ile affedilmez ve nasılsa her özür dilendiğinde barışıyoruz deyip hatalar zincirine girmek hiç hoş değil. Eski düşmandan dost olmaz sözü ne kadar doğru tespit ise, eski dost düşman olmaz önermesi de bir o kadar yanlış bir tespittir. Bağışlanır belki ama asla unutulmaz!
Kıymet bilen dostlar edinmeniz ve onların kıymetini bilmeniz dileğiyle.
Şuana kadar 1379 defa okundu.