Gemiyi batıran kaptan(!)
Batan bir gemi var ortada ve kendisini bu batan geminin kaptanı ilan eden bir genç.
Batan gemi İBYD, batıran kaptan ise Barış Ünver(!). Hiç gündeme gelmediği kadar bir haftadır İBYD gündemde. Ama yanlış bir şekilde. Bir taraftan yapılan bir yanlışlık ve yanlışlığı kabul etmeyen Barış Ünver, diğer taraftan ise birer birer istifa eden bir yönetim.
Şuana kadar benim bildiğim 3 kişi istifa etti; ilk istifa Tolga Özek'ten geldi. Devamında ise Yasin Yanardağ ve Mücahit Yılmaz istifa etti.
Ve ben bu yazıyı yazarken arkadaşlar; Hüseyin Mert, Hamdi Kavak ve Ömer Karapınar da yazılar yazmışlar. Barış Ünver'de istifa etmiş ama bana göre herkes istifa ettikten sonra dernekte tek başına kalması sonucu istifa etmesinin bana göre hiç bir anlamı yok! Kendini bitirdiğin gibi derneği de bitirdin.
Şuana kadar 5499 defa okundu.
Ruhum kükredi
28 Mart 2010 tarihinde yapılan Galatasaray - Fenerbahçe maçına bir çok yorum yazıldı, çizildi. Kimisi tatlı sert, kimisi hayli komikti, kimisi ise bir o kadar saçmaydı. Hatta en çok güldüğüm geyikleri ise Hüseyin arkadaşımdan duydum.
- Fenerbahçe-Galatasaray maçlarına Galatasaray’ın galibiyetine oynayan ulvi!
- Selçuk’un topa vurduğu yerden kaleye taksi 3 lira yazar.
Hatta benim de gol hakkındaki cevabım Fenerbahçe'de o bal, Galatasaray'da da o mal olduğu sürece o topu Şükrü Saraç'tan vursanız Ali Samiyen'de gol olur dedim.
Futbol ve yapılan maçlar ile aslında hiç ilgilenmiyor gibi dururum. Çoğunlukla herkes beni Galatasaray'lı bilir ki doğru bilirler (bir zamanlar Galatasaray'dan başka bir şey görmezdi gözüm). Gel zaman git zaman milletin birbirini yemesini gördükçe başlarım böyle taraftara, başlarım böyle takımlara deyip takım tutmamaya karar verdim. Ama Galatasaray taraftarı olmamdan ötürü anti-fenerbahçeli olmam baki kaldı. Tabi takım tutmayı bırakınca millet Beşiktaşlı ol diyor Beşiktaşlıyım, Galatasaraylı ol diyor Galatasaraylıyım deyip gönüllerini yapıyordum. Taki bu güne kadar.
Her zaman maçları konuşuruz, güleriz, değerlendiririz. Ama bugün bir Fenerbahçeli ile konuşurken sinirden küplere binmeye başlayınca fark ettim de galiba içimdeki aslan halen ölmemiş. Her ne kadar takım tutmuyorum desem de bu akşam o fenerbahçeliye kükreyen ben değil ruhumda ki aslandı. Kendisine buradan kükremeye devam ediyorum. Pabucumun feneri
Şuana kadar 6319 defa okundu.
9 Pin No Tap Bowling Turnuvası
15.03.2010 tarihinde ilk defa bowling turnuvasına katıldım. İlk bowling turnuvam olmasından dolayı biraz heyecanlandım tabi
Ama birinci olmayı başardım. İlk bowling turnuvam da bu başarı beni sevindirmedi değil. Bowling'te ilerlemeye devam edeceğiz bakalım
Aşağıda bowling turnuvası sonuçları bulunmakta ve o güne ait küçük bir kare ![]()

| NO | ADI-SOYADI | 1. OYUN | 2. OYUN | 3. OYUN | TOPLAM |
| 1 | RAMAZAN ULUÇAY | 193 | 236 | 195 | 624 |
| 2 | HAYRULLAH AKYEL | 184 | 245 | 191 | 620 |
| 3 | BARIS UZ | 235 | 128 | 226 | 589 |
| 4 | ONUR ORTAC | 220 | 190 | 171 | 581 |
| 5 | SAFA ANTALYALI | 177 | 166 | 230 | 573 |
| 6 | ALP HITIT | 196 | 174 | 199 | 569 |
| 7 | EFE SEN | 177 | 188 | 200 | 565 |
| 8 | BURAK KILINC | 207 | 158 | 181 | 546 |
| 9 | CAN EMRE OZER | 180 | 161 | 194 | 535 |
| 10 | TOLGA ONAL | 161 | 212 | 145 | 518 |
| 11 | JOE | 135 | 154 | 223 | 512 |
| 12 | AHMET AKSAHIN | 148 | 157 | 187 | 492 |
| 13 | EREN UYSAL | 166 | 151 | 168 | 485 |
| 14 | SERCAN VARLI | 155 | 160 | 167 | 482 |
| 15 | KANAT AKAR | 179 | 144 | 144 | 467 |
| 16 | SELCUK AKMAN | 199 | 137 | 123 | 459 |
| 17 | AHMET YUKSEKER | 170 | 133 | 149 | 445 |
| 18 | TAYLAN OZGUR | 134 | 155 | 162 | 451 |
| 19 | BERK KARAYEL | 111 | 200 | 140 | 451 |
| 20 | SINAN OZBILEN | 154 | 200 | 168 | 449 |
| 21 | EMRE MORGUL | 123 | 133 | 193 | 449 |
| 22 | CAN KIRAZ | 98 | 144 | 206 | 448 |
| 23 | SAMET OZGUN | 143 | 129 | 164 | 436 |
| 24 | BASAK AK | 149 | 164 | 117 | 430 |
| 25 | EREN SAHIN | 146 | 131 | 145 | 429 |
| 26 | ALPARSLAN OZDEMIR | 131 | 120 | 171 | 422 |
| 27 | NAZ TEMUCIN | 155 | 113 | 145 | 413 |
| 28 | BATUHAN CELIK | 192 | 97 | 123 | 412 |
| 29 | KAAN CAN ILBAY | 122 | 137 | 153 | 412 |
| 30 | TUFAN ZAIM | 141 | 116 | 153 | 410 |
| 31 | MURAT DINC | 110 | 157 | 140 | 407 |
| 32 | CIHAN DORUK | 130 | 145 | 129 | 404 |
| 33 | OGULCAN CEVIZOGLU | 118 | 98 | 181 | 397 |
| 34 | ONUR UNSAL | 157 | 114 | 107 | 378 |
| 35 | ISIL ENSARI | 125 | 129 | 112 | 366 |
| 36 | CIHAN ZIYANAK | 137 | 131 | 88 | 356 |
| 37 | ALPEREN YIGIT | 115 | 115 | 124 | 354 |
| 38 | BAVER ATIK | 97 | 109 | 136 | 342 |
| 39 | ERDEM GUZEL | 111 | 120 | 92 | 323 |
| 40 | BILGEHAN AKALAN | 115 | 126 | 67 | 308 |
| 41 | KAMIL BOYNUEGRI | 126 | 61 | 114 | 301 |
| 42 | ALPHAN GUVEN | 84 | 115 | 55 | 262 |
Şuana kadar 1877 defa okundu.
Hem kırıcı hem kırılgan
Kırmak ya da kırılmak güzel bir şey aslında. Her ne kadar o an öyle hissetmesek de. Bir süre sonra pişman olsak da. Ki o an kendimizi savunuyoruz belki de bilinçsiz olarak. Kırılan insan intikam almayı düşünmez aslında ama kırıldığı için bilinci ya da kalbi ya da hangi merci bilemiyorum, savunmaya geçer, kendini ezdirmek istemez. Bundandır zaten yaşanan tatsızlıklar.
Peki bunun nesi güzel;
İnsan değer verdiği kişiye kırılır. Kırmak, kırılmak sonuçta iki tarafta kırılmış oluyor. Biri bana kırıldığında üzülürüm, kötü olurum evet ama bir taraftan da düşününce, bana kırılacak veya benim kırılacağım kaç insan var ki? "Kötü gün yaşanmazsa iyi günlerin kıymeti bilinmez." Her insan kırılabilir ve kırabilir. Yeter ki geri döndüğünde tekrar o kişi(ler) ile kaldığı yerden muhabbetine devam edebilsin.
Bu yazıyı yazan kırdığım ve kırıldığım arkadaşa teşekkür ederim.
Şuana kadar 1492 defa okundu.
Ünlü Kahin Öldü!
İçi sıkılıyordu. Anlayamadığı bir duygu içini burkuyordu. En iyisi ona gitmekti. O yardımcı olabilirdi. Telefon açtı kâhine. Kahin ; "imkansız, tam çıkmak üzereydim." dedi. "lütfen" dedi kadın, O'nun kendisini kıramayacağını düşünerek. Zira , Çok zengindi kadın, ülkenin en zenginlerinden. Doğaüstü güçlere inanırdı ve kahinin müdavimlerindendi. Tabi ki kahin böyle iyi birmüşterisini kıramamıştı. Karşılıklı oturuyorlardı. Önlerindeki suya baktı kahin, kaşları çatıldı, gözbebekleri büyüdü, alt dudağı düştü, kafasını kaldırıp ona baktı "çok üzgünüm" dedi,durakladı, belli ki söylemek istemiyordu. "ne?" dedi kadın ısrarla ve kahin söyledi : 'suda yarını göremiyorum..." yıkılmıştı kadın. Medyum bugüne kadar hiç yanılmamıştı. Yarın olmadığına göre bu gece ölecekti. Ne yapmalıydı? Evine gitti, vasiyetini yazdı, biraz tv izledi uykusu gelmişti. Son gecesiydi ve ne yapacağını bilmiyordu. En iyisi uyumaktı. Böylece ölürken hiç bir şey hissetmezdi. Yatağına uzandı, gözlerini kapattı ve derin bir uykuya daldı. Uyandığında güneş yeni doğmuştu, kuş sesleri geliyordu. " cennette miyim?" diye düşündü. Her şey gece bıraktığı gibiydi. Kalktı,sabahlığını giydi, salona indi, her şey normal gözüküyordu kahin bu kez yanılmış mıydı acaba?
Masanın üstündeki gazeteye gözü ilişti. Manşette şöyleyazıyordu : "ünlü kahin öldü !!!".
Hayatı başkalarına göre planlayıp yaşayan, başkasının hayatını kendi kararlarıyla yönlendirmeye çalışanlar ve kendi kararlarıyla yaşamak yerine başkasının kararları ile yaşamayı seçenler için bu hikaye.
Şuana kadar 3827 defa okundu.