Eski dost düşman olmaz (!)
Bir gün bir yılanla bir adam dost olmuşlar. Yılan adamın her gelip çağırdığında deliğinden çıkıp adama bir altın verirmiş. Bir gün adam hastalanıp yatağa düşmüş. Oğlunu çağırıp "git falanca dağın eteğine orada bir delik var o deliğe seslen, bir yılan çıkar o yılana selamımı söyle sana bir altın verir o altını al getir tabip çağıralım" der. Oğlu babasının tarif ettiği yere gider tarif edildiği şekilde yılanı çağırır. Karşısına oldukça iri bir yılan çıkınca birden korkup paniğe kapılır yerden büyük bir taş alıp fırlatır. Taş yılanın kuyruğunu koparır. Yılan acıyla oğlanı ısırır ve öldürür.
Aradan zaman geçer adam yılanın bulunduğu deliğe gelip çağırır. Yılan çıkıp bakar ki altın verdiği, oğlu ölen adam karşısında yine ondan altın istemeye gelmiş ve dost olmak istediğini söylüyor. Yılan karşısına dikilip.
-Ey insan oğlu, dost olalım diyorsun. Bende bu kuyruk acısı sende de ciğer acısı varken asla dost olmayız. Der…
Eski dosttan düşman olur mu?
Aslında eski dosttan ne köy olur ne kasaba. Bir yol olsaydı eskimezdi zaten. Eski dost dedikten sonra zaten pek konuşacak bir şey kalmamıştır. Özlemek, araya başkalarını sokmak, bir şekilde ortak arkadaşlardan takip etmek ve özür dilemek hepsi boş. Her hata özür dilemek ile affedilmez ve nasılsa her özür dilendiğinde barışıyoruz deyip hatalar zincirine girmek hiç hoş değil. Eski düşmandan dost olmaz sözü ne kadar doğru tespit ise, eski dost düşman olmaz önermesi de bir o kadar yanlış bir tespittir. Bağışlanır belki ama asla unutulmaz!
Kıymet bilen dostlar edinmeniz ve onların kıymetini bilmeniz dileğiyle.
Şuana kadar 1379 defa okundu.
Ünlü Kahin Öldü!
İçi sıkılıyordu. Anlayamadığı bir duygu içini burkuyordu. En iyisi ona gitmekti. O yardımcı olabilirdi. Telefon açtı kâhine. Kahin ; "imkansız, tam çıkmak üzereydim." dedi. "lütfen" dedi kadın, O'nun kendisini kıramayacağını düşünerek. Zira , Çok zengindi kadın, ülkenin en zenginlerinden. Doğaüstü güçlere inanırdı ve kahinin müdavimlerindendi. Tabi ki kahin böyle iyi birmüşterisini kıramamıştı. Karşılıklı oturuyorlardı. Önlerindeki suya baktı kahin, kaşları çatıldı, gözbebekleri büyüdü, alt dudağı düştü, kafasını kaldırıp ona baktı "çok üzgünüm" dedi,durakladı, belli ki söylemek istemiyordu. "ne?" dedi kadın ısrarla ve kahin söyledi : 'suda yarını göremiyorum..." yıkılmıştı kadın. Medyum bugüne kadar hiç yanılmamıştı. Yarın olmadığına göre bu gece ölecekti. Ne yapmalıydı? Evine gitti, vasiyetini yazdı, biraz tv izledi uykusu gelmişti. Son gecesiydi ve ne yapacağını bilmiyordu. En iyisi uyumaktı. Böylece ölürken hiç bir şey hissetmezdi. Yatağına uzandı, gözlerini kapattı ve derin bir uykuya daldı. Uyandığında güneş yeni doğmuştu, kuş sesleri geliyordu. " cennette miyim?" diye düşündü. Her şey gece bıraktığı gibiydi. Kalktı,sabahlığını giydi, salona indi, her şey normal gözüküyordu kahin bu kez yanılmış mıydı acaba?
Masanın üstündeki gazeteye gözü ilişti. Manşette şöyleyazıyordu : "ünlü kahin öldü !!!".
Hayatı başkalarına göre planlayıp yaşayan, başkasının hayatını kendi kararlarıyla yönlendirmeye çalışanlar ve kendi kararlarıyla yaşamak yerine başkasının kararları ile yaşamayı seçenler için bu hikaye.
Şuana kadar 3827 defa okundu.